Kastamonu il başkanlarına açık çağrı! - Selahattin DEMİREL

Kastamonu il başkanlarına açık çağrı!


Geride kaldı, evet fakat hâlen o görüntüler zihnimden çıkmıyor. Ne mi? 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kimi belediye başkanlarının yahut müdürlerin kadınlara çiçek vermesi!

Aslında derdim onlarla değil! Bendeniz bundan 2 sene evvel İstanbul’da bir ilçe belediyesinin arşivinde belge ayıklama görevini icra eden bir taşeron işçisiyken ansızın bir haber geldi. “O geliyor!” dediler.

Gelen zatın az sonraki icraatı için orada çalışan erkekler olarak, ayıklanıp tasnif edilmesi gereken belgelerle üzeri dolu masayı terk edip odadan çıkmalıydık ve çıktık da!

Sonra o geldi! Bu, belediye başkanıydı ve kadınlara gül sunuyordu. O gün 8 Mart’tı.

Geçtiğimiz 8 Mart’ta da yine benzer fotoğraflara rastladım. Başkanlar yahut türlü kurumların müdürleri, ellerindeki gülleri kadınlara hediye ederek günlerini kutluyordu.

Tabii, kutlanan günün içinde “emekçi” kelimesi geçmiyor, “kadınlar günü” olarak budanıyordu. Günün devrimci yanı tırpanlanarak böylece gerçek anlamı da unutulmuş oluyordu!

Bu çiçekli kutlamalara karşı bir sosyal medya sözü, güzel bir isyan bayrağı açmıştı:

“1857’de 129 (ya da 120! s.d.) kadın, ‘bize çiçek alın’ diye ölmedi!”

Daha sonra “Kadın, kadındır, çiçek babandır!” karşı çıkışıyla da bu bayrak dalgalanmaya devam etmişti!

Mühim kişilerin ellerindeki güller, geçen yıl içinde 474 ve bu yılın ilk 2 ayında 40 kadının öldürülmesini açıklamaya yetiyor mu mesela?

İstanbul Fatih’te 2 gün önce öldürülen Doğanyurtlu Pınar Baykan da bir gül almış mıydı acaba?

İL BAŞKANLARINA AÇIK ÇAĞRI!

Kastamonu’da son birkaç gündür MHP ve CHP il başkanlarının arasında bir tartışma devam ediyor. Tartışmanın konusu 24 Haziran seçimleri sürecinde HDP’li vekil adaylarının Kastamonu’da CHP’li isimlerle görüşmeleri!

Şehrimizin bu önemli sorununu(!) MHP İl Başkanı Yüksel Aydın gündeme getirdi ve ardından CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin iddiaları cevapladı.

Hayır, konu üzerinde durmayacağım ama bir çağrıda bulunacağım. Madem HDP üzerinden tartışma çıktı. Şehirdeki tüm partilerin il başkanları, sendika ve sivil toplum kuruluşları yetkilileri olarak hep beraber Diyarbakır’da HDP önünde evlat nöbetinde olan aileleri ziyaret etmenizi öneriyorum.

Ziyareti özellikle tek bir araçla (minibüs ya da otobüsle) hep bir arada yaparak çok kıymetli bir eyleme imza atmış olursunuz. Hem ülkede devam eden gerilim siyasetini şehrimize taşımamış olur hem de gayretinizin parti ya da başkanlarınız için değil, ülke insanı için olduğunu vurgulamış olursunuz!

Şehrimizdeki siyasi partilerin il başkanları, genel başkanlarından izin alamasalar bile yola çıkabilecek cesareti gösterebilecekler mi acaba? Haydi, benden de bir hodri meydan!

İL BAŞKANI ve GAZETE!

CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, hakkında ortaya atılan iddiaların, şehir gazetelerinde doğruluğu kesinmiş gibi sunulmasını eleştirerek 2 gazete ismini de özellikle telaffuz etmiştir.

Şehirde olmadığım için haberleri internetten öğrenebiliyorum ama bu olay vesilesiyle gazetelerin, il başkanlarının açıklamalarına bakışını konuşmalıyız diye düşünüyorum.

Nasıl mı? Ülkemizde Sayın Cumhurbaşkanı’nın bile açıklamalarına tam bir sayfa ayrılmazken il başkanlarına bir sayfa ayrılması yanlış ve gereksiz bir özen değil midir mesela?

Muhabir arkadaşlar basın toplantılarını izleyip aldıkları kayıtları deşifre ederek inisiyatif almayabilir ama yazı işlerinde bir toparlama yapılabilir. Böylece tekrarlanan açıklamalarla sayfa doldurulmamış olur!

Takip ettiğim kadarıyla il başkanlarının açıklamaları genelde rakipleriyle uğraşmaktan öte gitmiyor. Şehir ve insanıyla ilgili çok da anlamlı sözlerin yer almadığı bu basın toplantılarına koskoca bir sayfa ayırmak abartı olmuyor mu?

Gelin, artık il başkanlarının önemli olan açıklamalarını yansıtmayı düşünelim de koca bir sayfayı tekrara düşen açıklamalarla işgal etmelerine izin vermeyelim, ne dersiniz?

Ve siz Sayın il başkanları! Şehrimizin önemli hiçbir sorunu yokmuş gibi artık birbirinizle uğraşmayı bırakınız. Bu şehrin çözülmeyi bekleyen önemli meselelerini bu gereksiz tartışmalarla unutturduğunuzu mu sanıyorsunuz?

BAŞKANLARIN ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ!

MHP ve CHP il başkanlarının karşılıklı açıklamalarında “Atatürk milliyetçisi” kavramı kullanıldı. Bunu ilk önce Yüksel Aydın söyledi, Hikmet Erbilgin de kavram üzerinde durmayarak tekrarladı.

“Atatürk milliyetçiliği” kavramı anayasamızda da yer alır ama darbeci generallerin zorlamasıyla türetilmiş bir kavramdır. İyi bir solcu da iyi bir ülkücü de bu gibi kavram tuzaklarına düşmeyip 12 Eylül faşizminin türettiği bu kavramı sorgular ve kolayına da kabul etmez!

Değerli büyüklerim, birbirinizle atışmakta mahir ama tarih ve hukuk bilgisinde oldukça acemisiniz! Haydi kitap başına!

* * *

Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung’ın sözlerini şiir gibi okuyalım:

“Açı doyurduğumda, 
Hakareti affettiğimde, 
Düşmanımı sevdiğimde, 
Bunlar güzel erdemler. 

Fakat ya dilencilerin en fakirinin, 
Suçluların en gaddarının da 
Kendi içimde olduğunu fark edersem 

Ya şefkatime en muhtaç kişinin, 
Sevilmeye en muhtaç düşmanımın 
Kendim olduğunu fark edersem 

O zaman ne olacak?”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

'Düzelicez' mi inşallah?

22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…