Keriman kolay bulunur mu?


Biri, şampiyon olan takımıyla sevinip konvoy hâlinde kutlama yaptı.

Diğeri, İsrail zulmünü protesto edip Filistin’e selam yolladı.

Bir başkası, 17 günlük tam kapanma sürecinde “Acaba yazın tatile gidebilecek miyim?” diye düşünüp bunaldı.

Sonra başkaları başka sorular sorup durdu:

“Bu sene kahvehanem bir daha kapanacak mı, lokantamı batmaktan nasıl kurtarırım, bir daha işim olacak mı, düğün yapabilecek miyim, borçlarımı ödeyebilecek miyim, aşı sıram gelecek mi, ben de korona olacak mıyım?”

Soruların sahipleri salgının ne zaman biteceğini düşünüp haberleri izlerken kederlenmemeye çalıştılar yine de.

* * *

Yürüyüş yaparken karşıma çıkan amca da “Bu salgını, bizim gibi ihtiyarları yok etmek için Çinli bir doktor çıkarmış doğru mu?” diye sormuş ve sonra da acı sözünü eklemişti: “80 yaşımdayım, böyle şey görmedim!”

İnsan, acaba daha görülmedik nelerle karşılaşacaktı dünyada?

Bir sokaktan geçerken beklenmedik biriyle karşılaşıp eski defterleri karıştırması da mümkündür insanın. Sonra için için ben hep beklemiştim, kısmet bugüneymiş diye söylenebilir!

* * *

Yaza kadar düze çıkarsak, turizm gelirleri artarsa, dolar biraz düşerse, işsizlik azalırsa, sevdiğim bana börek açarsa diye başka hayaller peşinde gezinip teselli arandığı da olur.

Sonra yakınlardan bir ses duyulur:

“Aylar yıllar geçer, takvimler eskir / Bir sen eskimezsin, bir sen Keriman”

Ne Keriman ismi verilir artık kız çocuklarına ne de eskimeyen kolay bulunur. Her şey değişir şarkıdakinin tersine. Kimi buna çağa ayak uydurmak der, kimi de zamanın eli!

* * *

Şimdi artık sevinmeler öyle kolay olmuyor.

İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 65’i çocuk 232 can yittikten sonra ateşkes ilan edilmesine sevinmek gibi buruk duruyor.

İşte o zaman takımının şampiyonluğunu araçlarıyla konvoy yapıp kutlayarak kentli mutluluklar devşirenler, köylü kederlerinden bir parça kaçmış oluyor belki de!

Neyse ki hükümetimiz bunu da düşünerek akaryakıta ÖTV zammını kutlama sonrasına aldı da taraftarın sevincine gölge düşmedi!

Akaryakıttaki ÖTV zammından sonra traktörüyle tarlasında uğraş veren çiftçiyle arabasıyla ticaret yapanlara ne mi oldu? 
Cevabı, sana bırakıyorum kıymetli okur.

* * *

İnsanın görüp şahit oldukları, en çok kalbe dokunuyor. Sonra da ardından sağlık sorunları apansız geliyor. Kalbi olmadan hissiz yaşayanlarınsa böyle bir derdi bulunmuyor!

* * *

Keriman’ı seslendiren sanatçı, Abdurrahim Karakoç’un şiirinden bestelenen bir başka eserde de dinleyenin içine dokunan sesiyle şöyle diyordu:

“Dinlemek zor anlamak zor yar beni / Göreceksen dertte gamda gör beni”

Sanatçının adı Oğuz Yılmaz’dı ve şarkıdaki Keriman gibi aradan seneler yıllar geçse de aynı insan duruşunu devam ettirmişti. Gittikçe bozulan Ankara havalarının en edepli ve sanatçı duruşlu temsilini yapmıştı.

O da bu dünyadan zamansız giden her insan gibi kalbine yenildi. Allah’tan rahmet dileyip yakınlarına sabır dileme acı göreviyse yine bize düştü!

“Ölümün olduğu bu dünyada hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında!” sözünün haklılığını bir kez daha gördük.

* * *

Şimdi insanlık, salgın hastalığın elinde oyuncağa dönmüşken kutlamaların da savaşların da anlamsızlığı daha da bir ortaya çıkıyor.

Kalbinde hisleri olanlar çokça yoruluyor, “hep daha fazla”yı yaşam felsefesi yapanlar da ortalığı kırıp dökerek kârlarını artırıyor.

“İyi de ne yapalım be mübarek?” diye soranlarıysa gününü çiçeklendirmeye davet etmek gerekiyor.

Bunca sıkıntı içinde yine de gitmesini bilene umudun yolu açıktır. Hâlâ kederdeysek gayretle yola çıkmalı, yoldaysak boşta kalan elimize bakmadan pes etmemeli.

Zor mu? Hem de nasıl!

* * *

Cahit Zarifoğlu’ndan:

“Evet hatırladım
Küçük basit şeyler
Yetiyor kederlenmeye
Ya mutluluğa”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!