Maskeler düşüyor mu?


İki seçeneğimiz var: Sadece sayılarla konuşarak inanç ve ümitten yoksun değerlendirmeler yapmak ya da meselenin ciddiyetiyle karamsarlıktan uzak cümleleri çiçeklendirmek.

Bu köşenin takipçileri, elbette ikincisini tercih edeceğimi tahmin edecektir.

İnsanların maske kullanmaya teşvik edilmesine karşılık gerçek yüzlerini daha kolay yansıttığı bir süreçteyiz.

Paraya tamah edenlerle geçimi için onu gerekli görenler arasındaki ayrım keskinleşmedi mi mesela? Kimi, kârındaki azalmayla küplere bindi, kimi de açlık sınırının altındaki kazancının elden alınmasıyla “Ya sabır, elbet geçer!” dedi. Fark yok mu sizce?

* * *

“Evde kal” uyarısını imkânı el verdiği için dikkate alabilenlerin can sıkıntısından gereksiz alışverişler için internet sitelerine yönelmesiyse e-ticaret sektörünü zenginleştirirken kargo emekçilerine aşırı iş yükü olarak yansıdı.

Virüs taşımadığı hâlde salgından en fazla etkilenenlerin sağlık, kargo ve posta emekçileri olduğunu görmedik mi?

İmkânınız var, evde kalabiliyorsunuz, ne güzel. Yalnız, şu alışveriş listenizi bir kez daha gözden geçirin de gereksiz olanları en azından şu dönem geçene kadar almayıverin, olmaz mı?

Dışarıda da bir hayat var. Daha az uyuyarak daha az beslenerek işinin başında olanlar var. Onları görmezden gelmeyelim, olmaz mı?

* * *

Virüs tedavisi görenlerin sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanacağı haberini alarak buruk içimizi bir parça ferahlatmaya çalışıyoruz.

Devletin sosyal yanının kuvvetli olmasının ne kadar elzem olduğunu bir kez daha görüyoruz.

Evdeki aşın huzurla kaynamasından, çocukların yüzünün gülmesine, yetişkinlerin iletişimine kadar pek çok şeyi etkiler ekonomi.

Bir de imkân zenginliği içinde doymama yoksulluğu yaşayanlar vardır. Neyi alıp elde etse bir türlü mutlu olmaz böyleleri. Huzursuzlukla iç içedirler âdeta!

Demek para da her şeyi çözmüyor. Şu hâlde bile hâlâ bencilliğini sorgulamayan, bitmez istekleriyle maddiyata odaklı yaşayışına dur demeyen insanlar yok mudur yani?

* * *

Her sabah yüzlerce canın yeni yokluğunun bilinciyle başlıyoruz güne. İyileşenlere ve dünyaya gelenlere bakmıyoruz nedense!

“Bunu da atlatacağız inşallah…” derken bile çekiniyoruz sanki!

İnsanlığın imtihan sayfalarında bizim de bahtımıza bunun düştüğünü görmezden geliyoruz!

Evet, bir de bu olayın kurgu olduğunu iddia edenler var. İnsanları evlere kapatarak her şeyin dijital ortama taşınmasının denendiğini ve virüsten hayatını kaybedenlerin daha çok yaşlılar olmasıyla da kültürel bir darbe vurulduğunu söyleyenleri görünce pek de şaşırmıyoruz!

Birileri bu süreçte kârına kâr ekledi, pek çokları gelirinden oldu. Size dert veren sıkıntı, yalnız sizde değil, bilesiniz, kendinizi bunalıma teslim etmeyin.

Maskeli yüzlerine bir maske daha takmak zorunda kalanları düşünüp tebessüm etseniz de tedbirinizi alın ama yüzünüzde yalnızca bir maske olsun! Çünkü bu süreç, önceki maskeleri çabuk belli ediyor!

* * *

Arkadaş Zekai Özger’den:

“yırtarak geçiyor kalbimizden
hayatı da törpüleyen zaman

şuramızda bir şey var
acıya benzer
umuda benzer
böyle günlerde hayat
hem acıya, hem umuda benzer...”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!