Mezarcılara çağrı ve Sadık amcanın bekleyişi


Resul Hamzatov “Ve hiçbir şey istediğim yok / Senden felek” deyip devam eder şiirine:

“Ama yine de
Ucuz olsun ekmek
Ve pahalı olsun insan hayatı”

O haberi okudunuz mu, bilmiyorum. Araç’ın Avlacık Köyü’nde tek başına yaşayan 87 yaşındaki Sadık amcadan bahsediyordu hani…

Mesele, sadece tek yaşamasında değil, koca köyde ışığı yanan, bacası tüten tek hanenin temsilcisi oluşundaydı belki de!

Bir buçuk ay önce eşini kaybetmiş, 1993’te de oğlu Van’da şehit düşmüştü. Aslında bu haber daha önce de yapılmıştı ama bir farkla. O zaman eşi Huriye Hanım da hayattaydı ve haberde şehit oğullarının mezarının bulunduğu köyü terk etmemeleri vurgulanıyordu.

Geçen 2 senede eşini de Hakk’a uğurladı Sadık amca ve Avlacık Köyü’nün tek sakini olmaya devam etti.

“Bırakıp da gitmek istemedim. Hâlâ da istemiyorum. Kolay mı bırakmak?” diyen Sadık amca “Durabildiğim müddetçe köyde kalacağım. Ben de ölünce onların yanına yatacağım.” sözleriyle hüznün gelip yanı başımda durmasına neden oldu!

Oğlu Selahattin Tokat, Van’ın Çatak ilçesindeki Konalga Jandarma Karakolu’nda askerliğini yaparken 15 Eylül 1993 gecesi “çevre emniyeti ve sızmalara karşı” araziye çıkan timin içindeydi.

Karşılarına PKK’lı teröristler çıkıp çatışmaya girdiklerinde bir gün sonraki gazetelerde diğer 11 arkadaşıyla beraber şehit olarak haberleşeceklerdi! Selahattin henüz 21 yaşındaydı! Aynı gece teröristlerin Siirt ve Şırnak’taki karakol baskınlarıyla beraber şehit sayısı artacaktı!

Bu şehit haberleri alındığında ülkemizde DYP-SHP ortaklığında kurulan 50. Hükümet yönetimdeydi. Tansu Çiller Başbakan, Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı’ydı.

O hükümette Kastamonu vekili olanlarsa Murat Başesgioğlu, Nurhan Tekinel ve Münif İslamoğlu’ydu. O dönem, ülkemiz için zaman kaybının fena olduğu yıllardı…

PKK’nın 1984’te başlayan eylemlerinden bu yana 8 bine yakın güvenlik personelimizi ve 7 bine yakın insanımızı şehit verdik. 30 bine yakın da terörist öldürüldü. Sayılar hâlâ net değil ama ölümler gerçek!

36 yılda görev yapan genelkurmay başkanlarından, içişleri bakanlarına ve başbakan-cumhurbaşkanı değişimlerine kadar bir liste yapıp bu kişilerin teröre karşı söylem ve icraatlarını da yan yana koysak Kastamonu Araç’ın Avlacık Köyü’ndeki şehit babası Sadık Tokat’ın sözü ve bekleyişi kadar bizi etkilemeyecektir galiba!

Bunca şehit ailesi; dul, yetim kalan insan… Bu gerçek üzerine sosyolojik bir inceleme yapıldı mı sevgili ülkemde? Şairin “ekmeğin ucuz, insan hayatının pahalı” olmasını istemesinin sırrı anlaşıldı mı şimdi?

* * *

Sadık amcanın beklediği gibi beklediniz mi siz sevdiklerinizi? Issız bir köyde iki mezar taşını dost bilmiş ve büyük bir istekle Hakk’ın “Gel!” çağrısını bekleyen yüreği yorgun bir ihtiyarı anlayabiliyor musunuz?

Peki, sizin bir bekleyeniniz oldu mu hiç? Daha bu yalan dünyadayken yağmur-kar demeden yolunuza düşeniniz… Yoksa oldu da siz mi yok ettiniz onları?

Konum siz değilsiniz! Sadık amcanın yüce bekleyişinin yanına yakışmazsınız da zaten!

MEZARCILARA ÇAĞRI

Şehit Selahattin Tokat’ın isminin, mezar taşına yanlış yazıldığını fark ettiniz mi? Daha önceki haberlerde eski mezar taşında doğru yazılan isim, yenilenen taşta imla hatasıyla yazılmış.

Şehidimiz Selahattin Tokat’ın ismini mezar taşına yanlış yazan mezarcı seni asla affetmeyeceğim! Yazıyı okursan Sadık amcaya ulaşıp o taştaki yanlışını düzelt yahut değiştir!

Şehrimin ve ülkemin mezarcıları! Bir gün bizim de ismimizi taşa işleyeceksiniz, biliyorum ama size çağrım Sadık amcaya ulaşıp mezar taşını ücret talep etmeden düzeltmenizdir. İsminizin gazetede geçmesini önemli buluyorsanız firma adınızı da buradan yazarım, yeter ki şehidimizin mezar taşındaki o imla hatası giderilsin!

İnşallah 21 yaşında şehit düşen Selahattin Tokat gibi nice şehitlerimiz bu gayretimizle olsun bizlere haklarını helal ederler!

KÖYLERİ ÇİÇEKLENDİRMEYE VAR MISINIZ?

Sadık amcanın tek başına yaşadığı Araç Köyü başta olmak üzere köyleri düşünmeye var mısınız? Bakın, tarlalar boş, meskenler hayalet evleri andırırken geliniz, köyleri düşünmeye çalışalım.

Bir şeyler yapabilir miyiz? Olan variyetinizi de ben batırmayacağım merak etmeyin! Yumurtayı tavuğun yaptığını, sütün fabrikada üretilmediğini, ekmeğin nasıl meydana geldiğini bilen çocuklar için bir gayrete düşmeye değmez mi?

Elleri buğday-arpa başaklarına değen, toprağı dost bilen, mücadeleci, şuurlu bir gençliğin yolu bu köyleri işlemekten de geçecek! İş, sadece sanayi üretimiyle olmuyor dostlar!

Köylüleri aşağılayıp tarım ürünleri ithalatını normal görenler ancak fabrikaların ucuz işçileri yapmak isterler sizleri! Dikkat edin, ekonomi haberleri de bunların emrine amadedir!

Geliniz, hep 21 yaşında kalan oğluyla bir buçuk ay önce vefat eden eşinin mezar taşlarıyla kendi ölümünü bekleyen Sadık amcayı ziyaret ederek kolları sıvayalım.

Hayırlı bir emeğin sonunda gelmeyecek rahmete şaşarım! Gelmiyorsa da çiftçinin sabır tohumunu kullanamaz mıyız?

Sadık amca’nın ve tüm şehit ana-babalarının ellerinden öperim!

* * *

Şükrü Erbaş’tan bir şiirle:

“Bir yanım gündelik şeyler
Evdir ekmektir
Yaşadığım kaskatı;
Bir yanım olmadık türküler söyler
Yoldur özlemdir
Benim en güzel düşlerim
İçimde kaldı.

Bir yerlerim eksiliyor günlerdir
Bir yerlerim eriyor
Günlerdir başımda bir esrik bulut
Ben süt mavilerde umarken günü
Aykırı sularda akşam oluyor.”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!