Şerife Bacı ve emekçi kadınlar


Hafta sonları için daha rahat bir zihin ve kalple karşılaşma imkânını önemserim. Bunun için de yüzü asık gelişmeleri hafta içine bırakmaya çalışırım ama artık kötü gelişmeler hafta sonu ya da içi diye bir ayrım yapmamıza müsaade etmemeye başladı.

Bizleri kedere ve karamsarlığa sürükleyerek tek başına egemenliğini ilan eden kötü haberleri yok saymak da gittikçe zorlaşıyor.

Onlara hiç değinmeden soyut kelimelerle çağrışımda bulunmak gibi bir tedbir geliştirmeye çalışıyoruz belki. Ne değişiyor? Herkes her şeyin farkında değil mi sanki?

Bilmiyorum, ne hâldesiniz? Borcunuzu, alacağınızı yahut akşama ne yemek yapacağınızı mı düşünüyorsunuz? Yoksa hâlâ sizi aşağılayıp kibir şatolarında mutlu mesut yaşayanlarda mı kaldı aklınız?

İnsandan kaçış yok! Dünyadan kendi imkânlarıyla gitmeye çalışanlar bile bir not yazmayı ihmal etmiyor. “Beni anlamadınız.” diyor, “Alacağınız olsun!” diyor ya da ardında “Gidişimden kimse sorumlu değildir.” diye, okuyanı şüphede bırakan bir yazı kalıyor.

Kimi, yaşanılası yanı günden güne erimekte olan dünyayı diziler, filmler yahut kitaplarla katlanılır kılmaya çalışıyor, kimisi ibadetlerden güç alıyor, bunların yanında boş vererek yaşayan ve hesapsızca para harcayarak teselli bulanları da gördüğümüzde artık anlayışla karşılıyoruz!

Onları görünce “Delirmedi ya! Bu da bir şeydir ve hâlâ umut vardır!” demeye getiriyoruz sanki! Hata mı ediyoruz yorumumuzla?

Bakın, insanlık hep bir teselli peşinde. Kardelenle çiğdem çiçek açınca heyecanlanması bundan mesela! Sonra üçüncü cemrenin toprağa düşmesi sevindiriyor onu. Alın size hiç ummadığınız bir yaşama sevinci, heba etmeden kullanın!

Bunlar az teselli sayılmaz, kıymetini bilene!

KADINLAR GÜNÜ’NE DAİR

Bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü. 8 Mart’ın gerçek anlamıyla bizlere sunulan arasındaki büyük farklar üzerine düşündünüz mü hiç?

Günün 8 Mart olarak kabul görmesinde birkaç olayın etkisi vardır ama en bilinen ve kabul göreniyse 1857’de ABD’nin New York şehrindeki bir tekstil fabrikasında grevci işçilerle polis arasındaki mücadelede işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ve ardından çıkan yangında 120 kadın işçinin ölmesidir.

8 Mart, Birleşmiş Milletler tarafından 1975’te kabul edilene kadar çoğunlukla sosyalist gruplar ve ülkeler tarafından kutlanıyordu.

Son yıllardaysa günün içinde geçen “emekçi” sözü birilerini rahatsız etmiş olacak ki işin sadece kadınları ilgilendiren tarafı üzerinde durulmaya başlandı. Bu, kapitalist değerlere de uygun olduğu için alışverişi destekliyor, 8 Mart, gerçek anlamından uzaklaşıyordu.

Sistem nasıl da her şeyi kendi lehine çeviriyor, farkında mısınız?

ŞERİFE BACI’NIN 8 MART’I KUTLANMIŞ MIYDI?

Şehrimiz Kastamonu’da 8 Mart kutlanırken büyük ihtimalle Şerife Bacı’dan da bahsedilecektir.

21 yaşında ülkesi için şehit olan bu halk kahramanı kadının gerçek hikâyesinden ve hem yetim hem de öksüz kalan kızının akıbetindense hiç mi hiç konuşulmayacak.

Şerife Bacı’nın mezar yerini sorduğum yazılar yazmış, bu konuyu araştırmak adına sadece bir girişimin olduğundan, onun da sonuçsuz kaldığından bahsetmiştim.

Konuyla ilgili 24 Temmuz 2019’da Doğrusöz Gazetesi’nde yayımlanan yazımdan sonra bir telefon almıştım. Arayan TURGED Başkanı Zühtü Aslan’dı. Şerife Bacı’nın kayıtlı olduğu Satı Köyü’nün Küre sınırları içinde kaldığını söylüyor, kızının da bir asker tarafından evlat edinildiğini açıklıyordu. Mezar yerini bulmanın zorluğunu da ekliyordu sözlerine.

Şerife Bacı’nın, Emekçi Kadınlar Günü’nden belki hiç haberi olmamıştı, adıyla samimiyetsiz kahramanlık nutukları atanları, bir beygir yarışına isminin verileceğini, kızıyla hiçbir basın görevlisinin röportaj yapmayacağını da herhâlde tahmin etmemişti!

* * *

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlarken kadınlar üzerine bol keseden konuşup onların kayıt dışı çalışışını ve sadece ucuz birer iş gücü oluşunu, ülkemizde geçen yıl 474, bu yılın ilk iki ayı içindeyse 40 kadının öldürülmesini önemsemeyenlerin de bilinmesini isterim!

* * *

Şükufe Nihal’den bir şiirle:

“Yakut, mine, zümrüt bana birdir kayalarla;
Bir gül dikeninden kanayan el neme yetmez?
Kâşâne, sedir, sırma, ışık onların olsun;
Bir köhne kitap, bir sarı kandil neme yetmez?
...
Bir çölde biten dal gibi ıssızsa da rûhum,
Dost âleminin ettiği kem söz neme yetmez?
Vardır anacak bir gün olup ismimi elbet,
Bir servinin altında dolan göz neme yetmez?..”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!

24Ara

2020 uğursuz muydu?

12Kas
25Eyl

Balkonda kim var?