Sobadan Sızan Gaz, Uçuruma Yuvarlanan Taksi ve Mezarlıktaki Çiğdem


Canına yandığımın dünyasında yakın zamanda ne çok şey duydum, okudum ve gördüm. Bunların bazısı şöyle:

— Kastamonu Merkez’e bağlı Sarıömer Köyü’nde, yalnız yaşadığı evinde sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen ve komşuları tarafından baygın hâlde bulunan, hastanedeki 5 günlük tedavinin ardından vefat eden 63 yaşındaki Seher teyzeyi,

— Hanönü Gökbelen Köyü’nde kaybolan Mehmet Yetkin isimli vatandaşımızın AFAD, UMKE ve jandarma ekiplerince yapılan arama sonucunda ölü olarak bulunduğunu,

— İnebolu’da uçuruma uçan taksinin şoförü İsa Çakılcıoğlu’nun bu kazada ölümünü,

— Mersin Silifke’deki trafik kazasında vefat eden çilek işçisi 5 yurttaşımızı ve bir dostumun anneciğinin apansız vefatını!

Ama bunlar pek de önemsenmedi yurdum medyası tarafından. Çünkü 1 ay sonra yapılacak yerel seçimlere kitlenilmiş vaziyette. Siyasi partiler de gittikçe temizlikten uzaklaşan bu yarışı daha fazla hangimiz kirletebiliriz kaygısındalar!

1 haftadır Kastamonu’dayım. Yerel seçimlerin propaganda faaliyetlerinin burada daha yoğun olduğunu görüyorum. Seçim bürolarındaki çay kalabalıklarını, otomobillerin arka camlarına yapıştırılan belediye başkanı, il genel meclisi ve muhtar adaylarının tanıtım fotoğraflarını hatta muhtar adaylarının açtıkları tanıtım ofislerini çokça gördüm.

Muhtar adaylarının bu kadar çok olmasının nedeni elbette ki devletin muhtarlara sunduğu asgari ücret ve silah-mermi hakkı değildir herhâlde? Yoksa öyle midir? Ama her muhtar adayı da maşallah halkın yanında olduğunu söylüyor, fakirlerin ve köylülerin tek dostu benim, diyor!

Peki, o fakirler neden varlar ve güzel ülkemizde yoksullaşan insanların sayısı günden güne neden artmakta? Sayın adaylarımızın bir fikri var mıdır mesela? Her şey 2020 liralık maaş ve silah-mermi hakkı için olacak değil ya, bu insanlar da o kadar çıkarcı değillerdir değil mi? Hepsi halkın yanındalar yahu, olur mu öyle şey? Benim de aklıma neler geliyor? Yoksa benden başka birilerinin de aklına geliyor mu bunlar?

Seçim arabalarının hoparlör zulmünü ilçemiz yakından yaşıyor bir yandan. Başka şehirlerin ve ilçelerin de benzer zulmü yaşadığını tahmin etmek zor olmasa gerek! Sayın adaylarımıza duyurmak isteriz ki propaganda faaliyetlerinizi biraz daha naif, mütevazı bir hâle getirmeyi neden denemiyorsunuz da insanların uyuyan çocuğu, hastası var mı demeden mahalle mahalle o zalım hoparlör araçlarını gezdiriyorsunuz? Haksız mıyım?

Geçende Devrekâni ilçesinde arka arkaya 3 vefat ilânı verildi. Cenaze namazlarında bulunan belediye başkan adayları gördüm. Bu adaylar, vefat eden yurttaşlarımız giden 3 oydu, yakınlarıysa gelecek oylardır, diye bakmıyorlardır değil mi? O kadar da değil! Abartıyoruz galiba ama bildiğim bir şey var ki dünya gittikçe yaşanmaz bir yer hâline geldi ve bu gibi görüntülere şahit olmamız da bunu değiştirmiyor!

TRT 2

TRT 2 kanalı TRT Haber’e dönüştürülmüştü. Şimdi TRT 2 tekrar açıldı, hayırlı olsun. Bunun için ayrılan ücret, ödenek, gelir-gider rakamlarını merakla öğrenmeyi bekliyoruz. Ama her şeye karşın geçen akşam Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmini TV’de ilk kez yayınlamasından ötürü de kanal yönetimine teşekkür ediyorum.

“Ahlat Ağacı”nı daha önce izlemiştim. Sınıf Öğretmenliği’nden yeni mezun Sinan Karasu isimli bir gencin “Ahlat Ağacı” isimli kitabını yayımlayabilmek ve insanlara ulaşabilmek adına verdiği mücadele anlatılıyor bu filmde. Bunu yaparken ülkemizin toplum fotoğrafı ve özellikle üniversiteden yeni mezun olan gençlerimizi bekleyen sorunlar işleniyor, Çanakkale’nin köyleri üzerinden köylerin ıssızlaşması, köy imamlarının durumu ve biraz da deizm tartışmalarına dokunduruyor Nuri Bilge.

Mezarlıktaki Çiğdem ve Kar

İstanbul’a kar yağdığında Kastamonu’da kar olmamasının keyfini çıkardık diye düşünürken kar buraya da merhaba dedi. Kar yağmadan bir gün önce mezarlıkta fotoğrafını çektiğim çiğdemin şimdiki hâlini düşünmüyor değilim. Bu da gerek, kar da kış da lazım, bir de evsiz insanlarımız, tutunamayanlarımız olmasaydı daha çok sevinecektik bu beyaz geline!

Müzik Önerisi

Bu aralar dinlediğim şarkılar:

— Murat Göğebakan’dan iki şarkı: Ah Ömrüm ve Karagözlüm

—Mustafa Kaya, Fikrimin İnce Gülü

Kitap Önerisi

Kitapsız olmamak adına birkaç kitap ismi:

— Jack London, Bir Alkoliğin Anıları (John Barleycorn)

— Mustafa Kutlu, Hayat Güzeldir

— Tolstoy, İnsan Ne İle Yaşar?

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

YAZARIN SON 5 YAZISI
22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!