Şok, Flaş, Bomba Haberler ve Yaklaşan Ramazan


Sizlere çok önemli bilgiler vereceğim şimdi. Öyle ki sonunda “sus be adam” hatta “dur be herif” diyeceksiniz! 1 aydır yazı yayınlamadım burada. Bunun çok haklı nedenlere dayandığını söyleyebilirim. Yazı için sordum kendime, şimdi ne yazayım?

-Tosya’nın bir köyünde 70 yaşındaki amcamızın silahla, yine yakalandığı bir hastalık sonucu vefat eden eşinin ardından 40 gün sonra bu ölümü kabullenemeyen Recep Civek’in av tüfeğiyle intiharlarını mı?

-Bozkurt’ta 14 yaşındaki ortaokul öğrencimizin 19 ve 21 yaşlarındaki erkekliğin iki yüz karası genç tarafından tecavüze uğrayıp görüntülerinin kaydedilerek yayıldığını, daha sonra görüntülerin bulunduğu iddia edilen 5 kişinin evinde arama yapılıp evdeki bilgisayar ve cep telefonlarına incelenmek üzere el konulduğunu mu?

-Araç’ta 36 yaşındaki öğrenci servisi şoförünün yaşları 13-14 yaşlarındaki üç kız öğrenciye cinsel tacizde bulunduğunu, şikayet üzerine de gözaltına alınıp tutuklandığını mı?

-Tarlada, başından silahla vurulmuş hâlde bulunan 17 yaşındaki Yücel’in iki haftadır tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini ve bu cinayetin neden işlendiğini kendime sorduğumu mu?

-Tosya’da eşinin vefatından sonra Şehre Küstü Mahallesi Keleş Sokak’taki metruk bir evde yaşayan ve habere göre “yalnızlığa terk edilen” 90 yaşındaki Hatice teyzenin huzurevine yerleştirildiğini mi? Mahallenin adının (Şehre Küstü) ve haberde geçen “yalnızlığa terk edilen” ifadesinin beni olayın dramatik yanını bir kez daha düşünmeme neden olduğunu mu?

-İnebolu yolunda alacak-verecek meselesinden çıkan kavgada bir babayla oğlunun silahlı saldırıya uğradığını, saldırıda babanın öldüğünü, oğlun yaralandığını mı?

-Hürriyet’ten Savaş Özbey’in 3 gün 3 gece İstanbul sokaklarında kalarak Türkiye’deki evsizlerin durumunu anlayabilmek adına yaptığı araştırma haberden öğrendiğimize göre ülkemizde 100 bine yakın evsiz olduğunu ve bu insanların hepsinin bir tutunamama hikâyesinin olduğunu mu?

-ABD Başkanı Trump’ın ilk yurt dışı ziyaretini yaptığı Suudi Arabistan’la imzaladığı anlaşmada Suudi Arabistan’a 110 milyar dolarlık silah satacağını mı? Silah üreticisi ülkelerin ve silah tüccarlarının olduğu bir dünyada savaşların hiç bitmeyeceğini, bitenin yerine hep yenisinin başlatılacağını bilmenin çok da bilgiçlik sayılmayacağını mı?

-Atatürk’e hakaretten haklarında yakalama kararı çıkarılan ve biri de tutuklanan sözde aydınlardan sonra neredeyse tek tarih araştırması Atatürk ve cumhuriyetin ilk yılları olan “Derin Tarih” isimli dergi hakkında “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçlamasıyla toplatılma kararı verildiğini, derginin Latife Hanım’ın sözde “gizlenen mektubu” diye yayınladığı mektubun aslında ABD’li J.J.Bosdan isimli asılsız yayınlarıyla bilinen karanlık bir adamın ajansının yayını olduğunu ve ortada da gerçek bir mektup olmadığını araştırmacı Cengiz Özakıncı’nın ortaya çıkardığını mı?

-Pazar akşamı nedense aklıma Neyzen Tevfik’in “Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti, yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!” mısralarının gelişini mi yazayım?

En iyisi önümüzdeki Cumartesi günü başlayacak olan ramazana kavuşmak ve bu mübarek ay vesilesiyle de dünyada barış, huzur, bereket ve zalimlerin gücünün kırılması için Hz. Allah’a niyazda bulunup gayret göstermek. Ramazan başlayınca da birçok camide vaizler şöyle seslenecek cami cemaatine: “Ey muhterem cemaat! Geçen ramazan kimler vardı, bu ramazan kimler kaldı yanımızda? Bir ramazana daha kavuştuk, bakalım seneye de erecek miyiz?”

Başlayacak, izleyenleri iyice avanak yerine koyan televizyonlardaki reklamlar: “Kolasız, gazsız içeceksiz ve tatlısız iftar olur mu a dostlar?”

Nerede o eski ramazanlar, diyenler de olacak yine tabii. Soran bilir, geride kaldı… Zannetmeyin ki bu soruyu soranlar 70-80 yaşlarındaki büyüklerimizdir! 10-15 sene öncesini hatta geçen seneyi kastederek soranlarımız vardır: Nerede o, diye.

Geçmiş yıllarda hayat bu kadar hızlı ve gaddar değildi. En azından sakin bir hayat, normal karşılanırdı. Günümüzde her şey hızlı… İnsan ilişkileri, gelişen iletişim araçlarına karşın kopan insanlar arası iletişim, robotlaşmış hayatlar, AVM’lere dayalı mutluluk arayışları, fast food sevgiler…

Ramazanda yine şehirlerde, ilçelerde iftar programları, etkinlikler, söyleşiler, konserler olacaktır. Osmanlı geleneğini sürdürme, o günlerin sıcak, samimi bir yansımasını oluşturma gayreti. İnsanlara, açlığın ne demek olduğunu ve yeryüzündeki açlığın nedenlerini sormaya ve çözmeye dönük bir işareti olabilmeli bugünlerin. Yoksa ki, gerçek manasını anlama gayretinde olmadan, meseleye sadece madde penceresinden bakan asık suratlı oruçluların, iftar saatine kurulu günlerinden ibaret olmamalı. “Oruçlu da o yüzden böyle sinirli” diyememeli kimse…

Çünkü biz orucu her yanıyla en iyi şekilde temsil edebilmeliyiz. Oruçlu-oruçsuz ayrımı yapmadan, “tahrik” kavgalarına yüz vermeden, ramazan ayının manasını anlama gayretiyle dürüst, iyi bir temsil…

İftar sofrasında, TV’de iftar programı sonrası haberler karşısında, yeryüzünde yaşanan felaketler, kargaşalar, yokluklar, savaşlar içindeki tüm insanların ve özellikle biz ne iftar yapabiliyoruz, ne de sahur. Bizim orucumuz kabul oluyor mudur, diye soran Müslümanların, ülkemizde “kalkınıyoruz, gelişiyoruz” diye kendimizi avutup görmezden geldiğimiz bir öğün yemeğe ve giyime muhtaç nice barınaksız insanlarımızın, Suriye’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Yemen’de, Irak’ta ve Myanmar’da türlü sıkıntılar, zulümler içindeki, oruç tutmalarına bile yasak konan ve hâlâ dertleriyle hemdert olamadığımız Müslümanların hâllerine de yüz çevirmeden, çoğu zaman önümüzdeki sofradan bu kardeşlerimizin sıkıntıları karşısında utanabilecek onurlu bir temsil…

“Enfes Ramazan menüleri” ile mübarek ayı kapitalist kültür içinde nasıl anlamsızlaştırırız, diye planlar, yatırımlar yapanlar, kolalı ve samimiyetsiz iftar sofralarında duyarsız, “adam sen de” diyen Müslümanlar isteyedursun bizler güzel, anlamlı şeyler adına hep yolda ve çaba göstermede olacağız, değil mi?

Ziya Osman Saba’nın “Cümlemiz” şiiriyle bitirelim:

Şu garip yeryüzünde anlaşılmaz ömrümüz...
Gelip yanıbaşıma boynunu büken öksüz,
Evladı gitmiş ana, siyah yeldirmeli dul,
Son kalan eşyasını mezada veren yoksul.
Fakirin iççekişi, zenginlerin usancı.
Gurbete düşmüş yolcu, yolcu bekliyen hancı
Şu anda yeraltına günahıyla gömülen.
Büyük tımarhanede kahkahalarla gülen.
Ölü, ölü yıkayıcı, hasta, hastabakıcı,
Allahım, cümlemize acı!..

Okuyucuya Not: "Şok, Flaş, Bomba" gibi ifadelerle önemsiz haberleri pompalayanları eleştirdim ve hâlâ da eleştiriyorum. Bense dikkatleri çekmek için hayırlı bir niyetle bu başlığı kullanmak istedim.

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
06Nis

Pudra şekerinden amirallere…

29Mar

Gerçekleri pudralamak!

24Ara

2020 uğursuz muydu?

12Kas
25Eyl

Balkonda kim var?