'Virüs kaptım corona, bu işleri sor ona!' - Selahattin DEMİREL

'Virüs kaptım corona, bu işleri sor ona!'


Teyakkuzda bulunan milletimiz ülkemizde yaşayan bir kişide corona virüsü tespit edilmesiyle, maske alarak hafiften başladığı tedbir çalışmasına kolonya, sabun ve hijyen vaat eden diğer ürünlere de yönelerek meselenin ciddiyetini hemen kavradı!

Bir TV kanalında konuyla ilgili İstanbul’da sokak röportajları yapılırken de ilginç yorumlarla karşılaşıyorduk. Bir yurttaşımız, “Coronadan, ülkemize gelmemesini rica ediyorum.” diyordu mesela! Bir diğeri, soruyu anlayamıyor, “Ben siyasete girmiyorum.” cevabını veriyor, virüs meselesini kavradıktan sonra da bayrak ve devlet güzellemelerine geçiyordu. Necip milletimiz bir başkaydı!

Karaborsaya düşen kolonya ve hijyen vaat eden sıvı sabunlar, milletimize güç veriyor, özellikle büyük şehirlerimizde kafasına kova geçirerek toplu taşıma seyahati yapanlar gözlemleniyordu.

Aslında kolonyada ve virüse karşı koruma özelliği taşıyan ürünlerdeki fiyat artışı bizi şaşırtmıyordu. Ekonomi denen meretin içinde şöyle bir kural vardı: Arz çok olursa fiyat düşer, talep çok olursa da fiyat artardı! Nitekim arttı da! Fırsatçılık ve bezirgânlık da bu kural içinde hayat buluyordu!

Bazı alkol ehli büyüklerimiz de parasızlıklarında kolonyayı sulandırarak kafayı bulmaya çalışmış, iş, sonra sahte rakı ölümleriyle devam etmişti. İnsanlar “adam gibi içmek”ten de uzaklaştırılıyordu artık! Her şeyin tadı değişirken rakıyı rahat mı bırakacaktı büyük insanlık?

Güzel ülkemde misafirliklerin başlangıç ve sonlarında, hatta aralarda hane sahibinin neden kolonya ikram ettiğini de bize bu corona öğretiyordu galiba! Hijyenin ne kadar önemli olduğunu kavrayabildiniz mi şimdi?

Bosna Hersek ve ülkemizde şimdiye kadar coronanın tespit edilmeyişini bu iki ülkedeki el yıkama hassasiyetlerine bağlayan haberi okuduktan kısa bir süre sonra Bosna Hersek’te ve sonra da ülkemizde virüs tespit edilecekti.

Virüs tedbirleri vesilesiyle umumi helalarımıza da gereken özenin gösterilmesine dikkat çekebiliriz galiba. Yetkililere sesimizi duyuramasak da duyarlı vatandaşlarımıza tuvalet adabının önemini hatırlatabiliriz mesela.

Umumi helalarımızda damlayan, çalışmayan musluklarla pisuvarların, işlevsiz sifonların ve sabunsuzluğun ekonomik kalkınmamızla günden güne iyileştiğini görerek de umutlanıyorduk aslında.

El ve yüz yıkamanın önemine ve bilumum temizliğe dikkat çekmek için önemli bir gündemimiz var artık. Bu durum vesilesiyle en azından devlet okullarımızla üniversitelerimizin tuvaletlerindeki sabunlukların doldurulmasına ve tuvalet kâğıtlarının bulunmasına özen gösterilmesi bile büyük bir gelişme değil midir yani?

Kalkınma hızımızı ne kadar büyütsek de gelişmemizi sağlayamadığımız için bu konu üzerine ciddiyetle durmamıştık, yalan mı?

Virüs korkusuyla maske satışlarında patlama yaşanırken gerçek yüzünü gizleyip riyakârca yaşayanların da bu maskelere ihtiyaç duyduğunu doktorlar henüz hatırlatmamışken kolonya ve sıvı sabunların da önemli birer ihtiyaç maddesi olduğu anlaşılıyordu!

Yoksa bu virüs bahanesiyle kıyamete koşar adım mı gidiyordu insanlık?

Halkımızın coronaya edebî yaklaşımından haberiniz var mıydı peki? Haydi olsun:

“Virüs kaptım corona
Yaşar mıyım sor ona...
Gurbette bir yârim var
Ben ölürsem kor ona!”

Yöresi ve güftekârı bilinmeyen bu türkü-mani karışımını tüm yurttaşlarıma armağan ediyor, hijyenik günler dileyerek bir de öneride bulunmak istiyorum:

Suya sabuna dokunan yazılar yazmaya gayret ettim bu zamana kadar ve yasal sınırlar içinde hep dokundum da!

Yazıyı okurken bir koku alıyorsan bil ki bu, yazıdan değil, başka yerden geliyordur kıymetli okurum! Suya sabuna dokunmayıp haksızlıkları görmezden gelen, gözü değil ama özü kör olanlardan da corona tedbirleri içerisinde sakınmanı dilerim.

BELEDİYE ve PERSONEL!

Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu, personellerinin yer değişikliğiyle ilgili Belediye Meclisi’nde açıklamalarda bulundu.

2014 yılında 700 kişi ile idare olunan belediyenin 1000 kişiyle çalıştığını ve eleman alma gibi bir durumlarının olmadığını vurgulayan Başkan’ın, altını çizdiğim şu cümlesine değinmek isterim:

“Herkesi daha verimli olabileceği birimlere kaydırdık. Bir sıkıntı olursa da gereğini yaparız. En büyük sıkıntımız temizlikteydi. Temizliğe biraz elaman kazandırdık. Muhtemelen yine yetmeyecek. Temizlikle ilgili ilerleyen günlerde bir hâl çaresine bakacağız.”

Virüsten bahsediyorduk. Temizliğin önemli olduğunu belediyenin de görmesine çok sevindim ama zihnimde fena sorular dolaşmaya başladı.

Sevgili ülkemin devlet dairelerinde ve evraklarında en az corona virüsü kadar tehlikeli olan kirliliklere rastlanır.

İtfaiye birimleri nasıl ki daha çok sürgün memurlardan oluşturuluyorsa temizliğe de genelde parti savaşlarının mağlupları verilir. Umarım belediyede böyle bir durum yaşanmamıştır!

Temizlik önemli tabii! Mesela; Ocak ayında açıklanan Sayıştay raporlarında önceki başkan Tahsin Babaş dönemiyle ilgili şöyle tespitler vardı:

— Belediye’nin Özel Kalem Müdürlüğü’ne yapılan atamalarda 5 personelden 4’ünün müdürlükte kısa bir süre görev aldıktan sonra usulsüz bir şekilde diğer birimlere ve kamu kurumlarına atamasının yapıldığı,

— Belediyeye ihale usulüyle yapılması gereken teminlerin doğrudan yapıldığı, taşınmazların ihale usulüyle kiralanması gerekirken işgaliye yönteminin tercih edildiği…

Elbette bu tespitler Tahsin Babaş dönemini kapsıyor. Fakat bu rapor Belediye Meclisi’nde okunduktan sonra “Herkes birer bardak su içti zaten!” diyen de şimdiki başkanımız Galip Bey değil miydi?

Temizlikten bahsediyorduk… 700 kişilik belediye personeli, 1000 kişiye çıkarılırken her şey usulüne uygun muydu peki?

Örneğin seçim sonrası “bankamatik memuru” kavramı sıkça konuşulmuş, hatta onlardan biri olduğu iddia edilen zat da hiçbir açıklama yapmadan istifa etmek zorunda kalmıştı. Bu zat şu anda AK Parti’nin Kastamonu Gençlik Kolları Başkanlığı görevinde bulunmaya devam ediyor!

Sahi temizlikten bahsediyorduk değil mi? Bence “Herkes kendi kapısının önünü temiz tutsa belediyeye iş düşmez.” sözünü bir kez daha düşünmeye değer, haksız mıyım?

* * *

Halil Cibran’dan bir şiirle:

“Geldim, gitmelere bekle diyerek.
Attım valize birkaç kırgınlık,
Bir iki vefasızlık.
Birkaç acı söz,

Boğazın sularına serdim.
Geldim, korkma aç kapıyı,
Sende kalmaya değil;
Beni almaya geldim.”

selahattindemirel37@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

'Düzelicez' mi inşallah?

22May

Keriman kolay bulunur mu?

23Nis

Değişmeyen gündem ve 23 Nisan

15Nis

Güllaç kalpleri kim kırdı?

06Nis

Pudra şekerinden amirallere…