Öğrencilere tatil sonrasında da 'dijital diyet' önerisi

Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kamer, öğrencilere dijital diyetlerini devam ettirmelerini önerdi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Programları ve Öğretim Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selman Tunay Kamer, ara tatil döneminde "dijital diyet" önerdiği öğrencilere, tatil sonrasında da bazı dijital araçları yavaş yavaş hayatlarından çıkararak bu diyeti sürdürmeleri tavsiyesinde bulundu.

Doç. Dr. Kamer, 18 milyon öğrencinin 23 günlük ara tatilin ardından yeniden ders başı yapacağını, kademeli olarak yüz yüze eğitime de başlanacağını hatırlattı.

Uzaktan eğitim sürecinde dijital araçlarla çok fazla zaman geçiren öğrencilerden yarıyıl tatilinde bu araçlardan uzak kalmalarını istediğini anımsatan Kamer, "Ara tatilde çocukların dijital araçlardan uzak kalmalarını önermiştim. 23 günlük tatilde dijital araçlardan uzak kalan beynin yavaş yavaş kendini toparlayacağı düşüncesiyle dijital açlık önerdim. Ara tatilden sonra okulların başlamasıyla öğrencilerin dijital diyetlerini devam ettirmeleri gerektiğini düşünüyorum." diye konuştu.

Dijital araçlardan tamamen vazgeçilmesinin pek mümkün gözükmediğini vurgulayan Kamer, "Tamamen hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor demek yanlış olur. Bu nedenle bundan sonraki süreçte ailelerin çocuklarıyla fikir birliğine vararak televizyon, akıllı telefon, bilgisayar, tablet gibi araçların bir kısmını yavaş yavaş hayatlarından çıkarmalarını öneriyorum." ifadesini kullandı.

Çocuğun bilgisayar kullanımıyla ilgili öneriler

Kamer, kendisine, "Öğrencinin odasında bilgisayar olsun mu? Kaç saat bilgisayar başında zaman geçirsin?" gibi sorular yöneltildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Çocuğu iyi şekilde ailenin gözlemlemesi gerekiyor. Çocuk dijital araçları kullanma saatleriyle ilgili aileye yalan söylüyorsa, ailesiyle ilişkilerinde kopmalar yaşanıyorsa, dijital araçlarla ilgili para harcamaya meyilliyse, sürekli oyun düşünüyorsa, günlük hayatını idame ettirmesi için gerekli olan yeme içme ve uyuma davranışını gerçekleştirmekten vazgeçerek dijital araçları kullanmaya devam ediyorsa teknoloji bağımlısı olmuş demektir. Çocuklar her boş kaldığında kendini cep telefonu ya da bilgisayar karşısında buluyorsa artık kontrolden çıkmıştır.

Aileler, eğer çocuğunun bağımlı olduğu düşünüyorsa ortak kullanılan bir odada bilgisayar kullanılmasını öneriyorum. En azından hangi uygulamaları ne kadar sıklıkla kullandığını gözlemleme şansı olur ancak çocuğa kısıtlama ve yasaklar koyan aile kendi kullanmaya devam ediyorsa çatışma çıkar. Alanımızda önemli bir sosyolog olan İbn-i Haldun'a, 'Çocuklarımızı nasıl eğitmeliyiz?' diye sorulduğunda, 'Kendinizi eğitseniz yeterli, çocuklarınız nasılsa size benzeyecektir.' demiştir. Aileler dijital araçlara mesafe koyduğu taktirde çocuklar da yavaş yavaş mesafe koyacaktır. Bu süreçte ailelerin çocuklarıyla birlikte zaman geçirip bir şeyler yapması önemli."

Doç. Dr. Kamer, günümüzde bir çocuğun 20'li yaşlara gelinceye kadar 30 bin saat dijital bilgiye maruz kaldığına dikkati çekerek, "Bunun 20 bin saati internet kullanımıyla, 10 bin saati de dijital oyunlarla geçiyor. Özellikle 0-3 yaşına kadar çocukların dijital araçlardan uzak tutulması yönünde akademisyenlerin söz birliği var. Çocuğun yeme davranışının gerçekleşmesi için ona videolar veya dijital oyunlar izlettirilmesi, uyutma, kıyafetini değiştirme gibi davranışların dijital araçlar kullanılarak yapılması çok yanlış." değerlendirmesinde bulundu.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN