GÖZLERİM BUZ TUTMADAN RUHUMU SEMAYA UÇURDUM


Sevdanın mutsuzu olur mu hiç?

Hani dertlerin bir anlamda sürüklenerek bağırlarda durduğu bülbülün feryadını alıp ta dağlarda inlediği feryadımı figanımı bu mutsuzlukta duymadı mı benim dağlarım. Gurbetin acısı olurda çaresi yoktur. Kâbus gibi çöker ki gölgesi öyle bir yara açar ki gönüller de dağlarım feryadımı duymaz mısın?

Gurbet gecelerime bir hüzün olur dalar. Çok gecelerime çok geceler ekledim de doyamadım hasretine. Kimin hasreti bu belki onu bile bilemedim durdum. Kaderine karşı hep dedim ya boynun kuldan incedir diye feryadımı alışta figanla birleştirip durmazcı dağlarım. Yüreğim senin anlayacağın nasır tutmuştu. Artık düşlerim tükenirdi her akşam. Gözlerim karanlığa sızarken tüm hayatım da meğer imkânsıza ben git demişim. Yanarsa yansın yüreğim savrulursa savrulsan bir yaprak gibi arsız yüreğimin var olmayan adaleti. Sanki yılların bedelini bana ödetiyor gibi gecelerim rengi. Sararan mevsimler hani senin dediğim tozpembe yıllarda deli divane bir oldu arkadaştan da öte sırdaşım oldu. İçimde ki sevdayı zamansız uçurdum senin eleyeceğin. Bir şiir yazayım dedim ama herkesin yaşadığı gibi yaşayamadıklarımı yazmak kaleme almak istedim. Yitik bakışlarında kırık bir çığlık duyar gibi şiir yazmak istedim. Ruhum korkusuz belki de benim hayallerim sürgün. Yılgınlığım omuzlarıma düşerken içimde ki güvercinler uçmaya hazır hazırda feryatlarım ön vermiyor. Şimdi çok iyi anlıyorum ki sayede yalnızlığımı kaybettim ben. Sadece kaybolan yalnızlığım değil vefayı, ağıtları, mutları, hüznü sakladım sessizliğinde kapılarımı kapatırken. Bir avuç geçmişimle her günüm artık karma karışık.

Şimdi gözlerimi kapattım ve yavaşça sessizliğe göç etmekteyim. Buğulu gecelerin gözlerinde gezerken gözlerim güneşi yoksun fırtınalarımda savrulsun çaresizliğimi taşımasın. Senin anlayacağın anılarımı sırtıma alışta bir hamal misali gözlerim buz tutmadan ruhumu semaya uçurdum.

Tolga TURAN

tolgatr35@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!