IŞIĞA ÜŞÜŞEN SİNEK MİSALİ İNSANLAR



Yaşamımda ki sis ağır ağır kalkıyordu. Sermiş olduğu örtüden arda kalan milyonlarca damla ağaçların dallarına ve hayatımda ki soğuk taş heykellere dökülmüştü. Nedense ben böyle anları gerçek üstü bulurum. Sisin gri perdesi ise kalktığında altından onlarca taş heykeller çıkmakta idi. Yıllardır gökyüzüne bakarım bu kadar mavi olduğunu görmemiştim. Güneş ise solgun yüzümü adeta okşuyordu. Gökyüzü ve güneşi sanki aylardır görmemiş gibiydim. İçimden akan damlalar adeta taş duvarlarda büyük bir sesle yankılanıyordu. Sessizliğin içinden bir çığlık gibi.

Bugün düşündüm ki aşkı hayal etmeye hakkım var mıydı? Neden aşk beni ıskalıyordu ya gerçekten hiç yoksa? İnsanlar sırf evliliğe anlam katmak hayatta ve ömürle tek başına baş etmemek adına uydurmuş olamazlar mı bu aşkı.

Kafamda hayal ettiğim bir hayat elbette vardır. Ve hayallerini kurduysan geri kalan hiçbir şey sana yeteli gelmez. Masum insanların büyük siyasete kurban edildiği bir dünyada yaşamıyor muyduk? İnsanların hayatlarının para ve çıkar uğruna harcandığı bir dünya. Utanmaz yüzsüzlerle dolu bir dünya. Başarılı olduğunu elinde sıradan insanlardan fazla imkân olduğunu anladıklarında ışığa üşüşen sinek ordusu gibi değiller mi? Ve her sinek kendi istediğinin dünyada en önemli istek olduğunu zannetmiyor mu?

Yok, artık ağlamayacaktım. Bu gereksiz bir enerji kaybı diye düşünmekteyim artık. Gündüzleri kâbus görmekte idim. Akşamları ise rüyalar gerçeklik ve gelecek ise hayaller ile karışmakta idi. Tıpkı ışığa üşüsen insanlar gibi…

Tolga TURAN

tolgatr35@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!