Camdaki yüzler


İftar- Sahur...Cam ekranlarda boy gösteren, isminden çok ünvanı yoğun, namından çokça söz edilen, ettirilen HOCA'msılar...

Dillerinde güya Din- İman- Peygamber...

Bir giydikleri elbiseyi ikinci kez giydiğini göremediğimiz, gardıropları kadar, sponsorları ballı, ajandaları da çok renkli şahsiyetler...

Lafa gelince nüfusunun %-99'u Müslüman olduğu söylenen Türkiye'mizin Tv. ekranlarında sabahtan- akşama Hikaye- Menkıbe- Dram- Dramatize düzüp- dizip anlatıyorlar...

Sanırsın Din-i Mübini islam insanlığın iki cihan saadetini tanzim için değil de...
Kurdun- Kuşun- Ot ve Nebatatın elzemi hayat vesilesi olduğunu terennüm etmek için vahyedilmiş.

Kelb- Karınca- Güvercin- Kuş...
İki lokma, bir hırka... fakr-u zaruret...
Sabır, şükür, kanaat...ûlül-emre itaat telkininde bulunarak, kendilerine alan açan gizli kahramanlarının, sponsor ve finansörlerinin heybesine sermaye topluyorlar...

Akşam olduğunda çoluk- çocuğuna helalinden 2 ekmek götürebilmek için sabahtan-akşama koşturan...

Pazar tezgahlarının altından çürük- çarık- çıkma sebze- meyve toplayanlara çoklukla tanık olunan...

Evsiz- arabasız- bahtsız- tahtsız- sigortasız- güvencesiz- garantisiz, mutfağı yangın yeri, yarı aç- yarı tok halkımıza...

Yılda 1 ay dört gözle beklenilen Ramazan ayı geldiğinde güya vaaz-ı nasihat(!) ederek...

Aslında bir çoğumuzun ömür boyu çalışarak edinemediği birikime müsavi dünyalıklarını şu 1 ayda temin ediyorlar.

Edindikleri kazanımı, anlattıkları Deve'ye yükleseniz tırnakları kuma gömülür...

Ellerinde Kur'an, dillerinde bin-bir kuyruklu yalan,
Kinaye- hiciv- hikaye- dram...

Ne kadar reyting, o kadar madde- değer...
Ne kadar algı, o kadar izleyici...
Ne kadar taraftar, o kadar yancı...
Ne kadar çokluk, o kadar boşluk, beyhudelik, heva- heves...

Ekranlarda görünmek çabasıyla...
 "Hocam ! Sakız, Parfüm- Sprey, Oje- Rimel... orucumu bozar mı" kurgusuyla soru soran sahte yüzler...

Altında blujean, üstünde göbek dekolteli gömlek, başında al-ipek başörtü- türban ile göz- kaş- yanak- dudak makyajını önceleyen...

Kundura- Çanta rengi ile dudak rujunu kombine ederek podyumların gözde mankenlerine Nal toplatacak kifayette onlarca...süslüman...

Türbelere çaput bağlayıp, kemikleri dahi kalmamış, yıllar önce medfun bulunan orada yatıp- yatmadığından bile emin olmadığı zattan...

Kızına- oğluna hayırlısıyla nasip,
Eğitim öğretiminde başarı,
Evinde ocağında saadet,
İş- gücünde kazanım ve bolluk arayan...

Aklı- fikri- zikri- hayali ve ideali...

Aslında görkemli bir Dünya,
Şaşaalı bir yaşam,
Debdebeli bir ömür,
Dubleks- Tribleks- Villa- Malikane,
Uçak- Araç- Gemi- Yat- Kat... sahibi olmak, mülk edinmekten öte geçmeyecek düzeye gerilemiş...

Siz Hoca (!) geçinenler de dahil  olmak üzere herbitimizin bir ferdi, bir parçası, bir üyesi kısacası aidiyet bağıyla bağlısı olduğumuz şu milletin...

Asıl yarasına,
Esas derdimize,
Aşamadığımız açmazlatımıza, handikap ve ile çekerlerimize,
Kapanmayan yaralarımıza...

Gönül- yürek- kalp şikayetlerimize gerçek ÇABA- ÇARE-  MERHEM- İLAÇ ne zaman üreteceksiniz, üreteceğiz ?

Vaaz ediyor göründüğünüz Din-i İslamın,
önce sizi-bizi düzeltmesi iktiza etmez mi,
Asıl mücahede nefsi terbiye, nefsi emmareyi islah değil mi ?

Hz.Adem'den başlayıp,
Hz.Muhammed (sav) gelene dek verdiğiniz örnekler yaşantınızın, hayat-ı dünyevinizin neresinde ?

Kaçınız, hanginiz yürüyerek geldi çekim yapılan stüdyoya?
Çıktığınız TV kanalına kaç yaşında Deve ile intikal ettiniz ?
Makyöz koltuğunda yanaklarınız elden geçmeden kaç kez çıktınız kamera karşısına ?

Seçtiği Peygamberine Cebrail vasıtasıyla gönderilen ilk vahiy, ilk emir İGRA (oku) olduğundan hareketle...

Soruyorum hiç kendinizi okudunuz mu ?
Çıktınız mı pasküle ?
İlminizi- irfanınızı- vicdanınızı koydunuz mu teraziye ?
Geldiniz mi Hiç'lik gömleğini?
Hasır üstünde sabahladığınız,
Mum ışığında çalıştığınız,
İrşad için göçüp gittiğiniz bir başka şehire ödenek almadan ulaştığınız vaki mi?
Taif'te taşlandınız da ayakkabılarınız kanla doldu mu?

Salkımı yutmadan telkin vermeyi kaç vakte kadar planlıyor- düşünüyorsunuz ?

Şayet bunları yapmıyor, yapamıyor, hayatınıza tatbik edemiyor iseniz...

Kitap yüklü hımar olmaktan kurtaracak tılsımı da hazır etmiş olmalısınız ihtimal !

Sürç-i lisanımız muhtemeldir.
Biraz da taammüden dokunayım istedim zülfiyare...

Zira ben yanmazsam, sen yazmazsan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa ?

Sıralamaya çalıştığım bu kalıbın dışında kalan sayısız Hocalarımızın varlığı da şüphesiz gerçektir.
Onlar da olmasa nice olurdu halimiz ?

Bilcümlesine saygılarımla...

meta3764@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Yavuz Baş | 30 Nisan 2021 17:28

    Değerli kardeşim, imla, ses uyumsuzluğu v,s, hata yaptım diye hayıflanma. Zira senin yazılarında ki doğruları ve gerçekleri görmeyenlerdir asıl hatalı olan. Asıl özür dilemesi gerekenler duyarsız olanlardır. Senin dilinden dökülenkerin yanlış olmadığını bilen biliyor zaten. Klawye yada kalem yanlış yazmış ne önemi var...!

YAZARIN SON 5 YAZISI
08May

Söz mü, Resim mi?

06May

Taka- Tuka...

30Nis

Camdaki yüzler

22Nis

İnsandık...

15Nis

Şehr-i Ramazan!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
açılış reklam