Şehr-i Ramazan!


"Onbir ayın sultanı" deriz biz ona.

Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan.

"Rahmet ayı" olduğundan şüphe bile duymayız ya...

"Kur'an ayı"
"Ğufran ayı"
"Furkan ayı"
"Bereket ayı"
"Kıyam ayı"
"Kıraat ayı"
"Geçim ayı"
"Sabır ayı"
"Barış ve hoşgörü ayı"
"Paylaşım ayı"
"İçinde binler aya müsavi Kadir Gecesi'nin" bulunduğu (Kadir Suresi) haber verilen,
Efendimiz (sav) müjdesiyle "Ramazan-ı Ümmetî" kabulüyle manevi iklimini iştiyakle bekleyip, coşkuyla dûhul olduğumuz "meşk ayıdır Ramazan."

Savm ayıdır, sıyam ayıdır, oruç ayıdır Ramazan!

Elimizde ne varsa bizim sandığımız, arzu ettiklerimize o anda ulaşacağımızı zannettiğimiz, önümüze konan ne varsa bana özeldir düşüncesiyle adeta sıradanlaştırdığımız tüm dünyalıkların, aslında ilahi bir kudretin bize izzet-i ikramı, ihsanı ve in'amı olduğunu ve bizim onların maliki- sahibi- hakimi değil, ancak muvakkat bir bekçisi, muhayyer bir müstahdemi, hatta bazen de nankör bir tüketici olduğumuz gerçeğini zahiren ve fiilen yüzümüze haykıran tefekkür ayıdır Ramazan.

Bir önceki yıla nazaran 10 gün önce takvimimize girerek 12 ayı, 4 mevsimi, 365 günü, kısacası takdir olunan ömrü hayatımızı baştan başa ihya etmek istercesine koşarak bize gelen ve hanemizi bereketlendiren mübarek bir misafirdir Ramazan.

Hani...Nasrettin Hoca'ya sormuşlar.
-Hocam işte geldi, işte gidiyor Ramazan.
Bizim ondan razı olduğumuz gibi, o da bizden razı mı?

Hoca...

-Razı olmasa, her sene 10 gün öncesinden gelir miydi hiç!

Peki ya öylemiydi gerçekten?
Razı mı acaba  Ramazan ayı bizlerden?

Razı olduğu için mi, yoksa rızasız- hoşnutsuz- bizlerden müşteki olduğu için ve daha fazla dağılmamıza fırsat vermemek adına mı müdahil olmak istiyor yaşam stilimize?

Galiba sorulması gereken doğru soru ve aranması gereken doğru cevap burada!

Ne getiriyor beraberinde... Şehr-i Ramazan?

Ne yapmamızı, ya da neleri yapmamız noktasında bizi ikaz ediyor, ihtar ediyor ve uyarıyor acaba!

Sadece Sahur ile İftar arasında bir şeyler yiyip içmeye ara vermemizi, cinsel dürtü ve iştiyaklerden imtina etmemizi mi istiyor bizden, bizlere bunu mu öğütlüyor?

Elbette değil.

Sadece haramlardan değil, helal olan rızıkları da HALİK-I KAİNATIN izin verdiği zaman dilimi içerisinde ve ifrata kaçmadan, ölçülü ve muvazeneli biçimde tüketme disiplini ve alışkanlığı kazanmamızı amaçladığı besbelli...

Başta zikir, ortasında fikir, sonunda şükür ile nimetin asıl sahibine muti olabilen efdal-i mahlukat, eşref-i mahlukat sırrının kapılarına yönlendirmek istiyor...

Mutfak ile cüzdan arasına sıkışmış, doymak bilmeyen nefisten, görmek istemeyen gözden, ürpermeyen kapten, işitmek istemeyen kulaktan, faydasız ilimden sana sığınırım...
Veren de sen, alan da...
İn'am eden de sen, ihsan edecek olan da...

Ya Rab... Senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim...
Bahşettiğin sayısız mimetlerinle, yine senin emri mucibince helalinden kazandığım binbir nevi rızıklarla orucumu açıyorum.
Ne olur yapmakla mükellef olduğum ibadetlerimi katından geri çevirme... Dualarının referans ve mahiyetinde KUL'luk vasfı kazanmamıza zemin ve aracı olmak istiyordur Ramazan.

Ve elbette en önemlisi...

Biz insanoğlunu hem dünyada, hem ahirette kurtuluşa götürecek, hayat ve memat nizamnamesi  Kur'anı Mübinin inzaline vesile ve "içinde kadr bulunmayan bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesini" barındıran...

Ve ayın sonunda 3 gün Bayramla küskünleri barıştıran, kırgınlıkları ortadan kaldıran, 
dünya Müslümanlarını ortak ve ilahi bir gayede, tıpkı efendimiz (sav) Livaul Hamd sancağı altında toplanırcasına buluşturabilmek adına,

biz müslümanları;

en'aniyetten, bencillikten, benlikten, kibirden, gururdan, şirk ve günahtan,
ifrattan, tefritten, gıybet ve dedikodudan,
riyadan, zinadan, gösterişten, başa kakmaktan,
kul hakkı, yetim hakkı, komşu hakkına girmekten,
yalandan, talandan, ziyandan, beytül mala uzanmaktan tamamıyla men edercesine...

tutan,
koruyan, sarıp sarmalayan mübarek ve mukaddes bir zırhtır RAMAZAN.

Ne olur Ya Rab!
Merhaba dediğimiz şu mübarek ayı bizlerden razı eyle...
Efendimiz (as) Şefaatine cümlemizi nail eyle.
Kaybettiğimiz müslüman kardeşlerimize rahmet eyle.
Hasta kullarına şifa, borçlu kullarına eda...
Mübarek ayın sırrına mazhariyet nasip eyle!
1 ay süreyle bünyemizde yaptığı tamir ve tadilatın izlerini, gölgesini, teşhis ve tedavisini daim ve kalıcı eyle!
Ülkemizi ve insanlığı Semavi ve arızi musibetlerden muhafaza eylediğin gibi, salgın ve pandemi illetinden bir an önce kurtulmayı da nasip eyle...

İsterseniz yine hoca Nasreddin'in yarım kalan fıkrasıyla şöyle ki toparlayalım cümlelerimizi.

Hocam demişler ona köylüleri,
-Ne kadar da güzeldi Ramazan, tam da alışmıştık az biraz yiyip içmeye.
Gündüzünde bereket, gecesinde rahmet ve mağfiret...
Ne oldu ki geçip gidiyor, yoksa bize küsmüş mü, doğrusu biz çok üzülürüz!

Hocam mübarek demiş ki;
O kadar net ki üzüntünüz, o; kadar bariz...
Desenize o sebeptendir 3 gün, 3 gece Bayram beklentiniz...

Hocam Nasreddin'e ve fıkraya konu olan komşularına rahmet,
Sabır ve tahammül üzere nakıs satırlarımı okuyanlara da saygı ve muhabbetlerimle...

meta3764@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Haz

Özel günler!

10Haz

Hani benim gençliğim nerde?

27May

27 mayıs

20May

Söz ola, beri gele

08May

Söz mü, Resim mi?